Yukarı Çık
Reklam Alanı 018 Metehan Ceylan 15 Temmuz
Zeynel Abidin TÜRKOĞLU

Zeynel Abidin TÜRKOĞLU

"BİSMİLLAH" diyerek başlayalım bu mecradaki yeni serüvenimize. Hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ederim.

ARŞİVLERİMİZ VE GELECEĞİMİZ

17 Ağustos 2018 Cuma 11:34:30
1089 kez okundu.

"BİSMİLLAH" diyerek başlayalım bu mecradaki yeni serüvenimize. Hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ederim. Haberturca ailesinin bir mensubu olmaktan mutluluk ve şeref duyuyorum.

"TARİH TEKERRÜR EDER" galat-ı meşhuruna milli şairimiz Mehmet Akif ERSOY

" Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi? 
"Tarih"i "tekerrür" diye tarif ediyorlar; Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi? "
 şeklinde cevap vermiştir. El-Hak doğrudur. 

Tarihin tekerrür etmemesi için de geçmişte yaşanmış olan olayları doğru kaynaklardan hassas bir şekilde inceleyip, okuyup, analiz ederek geleceği inşa etmek gerekmektedir. Bu ise gerçekten çok zor bir iştir. Çok ciddi bir eğitim ve tecrübe ister. Fedakarlık ve ciddiyet ister. Bu işin yapılacağı yerler de arşivlerdir. 

ARŞİVLER MİLLETLERİN HAFIZASI DEVLETLERİN NAMUSUDUR. 

Arşivlerde milletlerin tarihini, kültürünü, sosyolojisini, zaferlerini, mağlubiyetleri, kadınını, erkeğini, çocuğunu, şehirlerini ve'l-hasılı kelam medeniyetini buluruz. Medeniyet kodları arşivlerin mahzenlerindeki tozlu raflarda bulunmaktadır. Arşivleri olmayan milletler ve
devletler diğerlerinin oyuncağı olmaya mahkumdur. Millet olarak bizler bu konuda geçmişte yaşadığımız kötü uygulamalara, vurdum duymazlıklara ve hatta ihanetlere rağmen çok şanslı sayılabiliriz. Arşivlerimiz yalnızca bizim değil dünya tarihinin yazımında en önde gelen mekanlar, müracaat merkezleridir. 

Osmanlı devleti tabiri caizdir bir "ARŞİV DEVLETİ"dir. Tüm Türk tarihini incelediğimizde yalnız Osmanlı değil birçok Türk devletinin tahrir geleneğine ve tutulan defterlerin sağlıklı ve hassas bir şekilde saklanmasına çok önem verdiklerini görüyoruz. Hatta devletin iki hazinesinden biri olarak kıymet vermişlerdir. Osmanlı'da Devlet Arşivlerinin adı "HAZİNE-İ EVRAK"tır. Tapu "DEFTERHANE-İ HAKANİ NEZARETİ", Nüfus "CERİDE NEZARETİ", Vakıflar "EVKAF NEZARETİ"dir. Yapılan iş ve muhafaza edilen evrak o kadar mühimdir ki bugün ki manada bakanlık mertebesindedirler. Bu kurumlar devletin dimdik ayakta durmasını sağlayan bir binayı ayakta tutan taşıyıcı kolonlar gibi önemlidirler. Arşivlerde çalışan katipler, kanunnamelerle korunmasının katı kurallara bağlandığı tahrir defterlerinin muhafazası uğrunda canlarını feda etmişler (DEFTER EMİNİ SERVER EFENDİ), defterlerde değişiklik ve tahrifat yapılmaması için usta çırak ilişkisi ile aktarılan özel şifreli yazılar (SİYAKAT) icat etmişlerdir. 

Anadolu Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti devletlerinin ihtiva eden arşivlerimiz uluslararası sorunların çözümünde en önemli başvuru merciilerinden birisi olarak önemini korumaktadır. Devlet Arşivleri Başkanlığı, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, Tapu Ve Kadastro Genel Müdürlüğü, MSB ve ATASE, Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivleri en önemlileridir. Bu kurumlar aslında büyük bir oranda (%70) arşivlerden oluşmaktadır. Arşivlerini çıkarttığımız zaman elimizde büro hizmetinden başkaca bir şey kalmayacaktır. Bu nedenle bu kurumların arşivleri hazine noktasında değerlendirilmeli ve korunmalıdır. Hiçbir maddi kaygı ile yaklaşılmamalıdır. Kimi kurumlar belgelerinin bugün için önemsiz olduğundan ve müracaat edilmediğinden bahisle imha etmektedir. Bu bir katliamdır ve önüne behemahal geçilmelidir. Arşivlerimize giren her bir belge 100 - 200 yüzyıl sonra milletimizin geleceğinde ufkunu açacak bir bilgiyi taşıyor olabilir. Bugün ki sığ tartışmalardan çıkılamamasının nedeni arşivlerimizi düzgün kullanamıyor ve değerlendiremiyor olmamızdandır. 

Modern tekniklerin artık kullanılmaya başlaması ve başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN'ın arşivlere olan hassasiyeti ile verdiği önem neticesinde hak ettiği yere ulaşmaya başlamıştır. Arşivler hakkında cumhurbaşkanlığımızın himayelerinde kongreler, sempozyumlar, paneller yapılmaktadır. Üniversitelerimizin ilgili bölümlerinden yüzlerce lisans mezunu personeller alınmakta, fiziki koşulları iyileştirilmektedir. Deforme olmuş yıpranmış belgeler, alet edevat ve arşivlik malzemeler çok hassas şekilde restore edilmektedir. Defterler ve belgeler dünya standatlarına uygun olarak dijitalleştirilerek orjinalleri sağlıklı bir şekilde korunurken görüntüleri hızlı bir şekilde araştırmacılara sunulmaktadır. Artık internet üzerinden de ücreti mukabilinde temin edilebilmektedir. Her ne kadar mekansal olarak eleştirilse de şahsi görüşüm olarak dünyanın en önde gelen arşiv külliyesi İstanbul'da inşa edilmiştir. Yurt dışında yaptığım incelemelerde (Amerika, Avrupa dahil) daha iyi olanını görmedim. Araştırmacılara verilen hizmetlerde de çok ileri seviyededir. İdarî yapı olarak yapılan değişikliklerle de ileri dönemde daha etkin, daha efektif sonuçlara ulaşılacağına da eminim. Diğer kurumlarımızın da bu hassasiyet, dikkat ve ciddiyetle konuya yaklaşmalarını diliyorum.

Vesselam.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.