Yukarı Çık
Reklam Alanı 018 Metehan Ceylan 15 Temmuz
Şahmettin KAYA

Şahmettin KAYA

Önyargı:“ön” ve “yargı” sözcüklerinin birleşmesiyle oluşan “önyargı” kendi tanımını da için de taşır. Diğer bir anlamıyla peşin hükümlü olmaktır. Bir kişi ya da bir olaya ilişkin yeterli ve nesnel bilgi edinmeden önceden bir karar vermiş olmaktır.

ÖNYARGILARDAN ARINMAK !

1 Temmuz 2018 Pazar 01:23:58
2138 kez okundu.

Önyargı:“ön” ve “yargı” sözcüklerinin birleşmesiyle oluşan “önyargı” kendi tanımını da için de taşır. Diğer bir anlamıyla peşin hükümlü olmaktır. Bir kişi ya da bir olaya ilişkin yeterli ve nesnel bilgi edinmeden önceden bir karar vermiş olmaktır. Bu bir işe ve eyleme karşı olduğu gibi, o işin yanında yer alma şeklinde de düşünülebilinir. Ama genellikle olumsuz, yani “Bir şeye karşı olmak” biçiminde olunması daha ağır basar. Önyargılar, çoğunlukla çocukluk çağında oluşur, eğitim, yetişme şartları, aile gelenekleri ve kültürel inançlar bu yönde etkili olur. Önyargılı olmak veya davranmak, kişinin kendine ve karşısındakine olan güvenini zedeler.

Önyargının kısa ve psikolojik bir tanımına yer verdikten sonra neden, niçin önyargılı olunur bunun peşine düşelim. İnatlık, ben bilirim, empati duymama, istenmezlik, hasetlik, suizan, enaniyet, niyet okumak şeklinde sıralayabiliriz.

Oysaki güven duygusunu ortadan kaldıran, ciddiye almadığımız ana faktörlerden birisi ve belki de en önemlisi önyargıdır. Birçoğumuzun” aslında ben hiç önyargılı değilim” diye bir türlü kabul etmediği önyargının daha iyi anlaşılmasını sağlayacak bir hikâye ile başlamak daha yerinde olacaktır.

“Ücra bir köyde, çocuğu doğmadan kocası ölmüş ve yalnız yaşayan hamile bir kadın, kendisine arkadaş olması için dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye başlar. Gelincik vefalıdır. Kadının yanından hiç ayrılmaz. Evcil bir hayvan olmasa da zamanla bu evcil hayata alışır. Bir kaç ay sonra kadının çocuğu dünyaya gelir. Kadın tüm zorluklara göğüs gererek yavrusuna bakmak zorundadır. Günler geçer ve kadın bir gün birkaç dakikalığına da olsa, evden ayrılmak zorunda kalır. Bu arada gelincik ile bebek evde birliktedirler.. Aradan biraz zaman geçtikten sonra anne eve döner. Gelinciğin ağzının kanlı olduğunu ve etraftaki kan izlerini fark eder. Anne çıldırmışçasına gelinciğe saldırır ve oracıkta onu öldürür. Tam o sırada içerdeki odadan bebek sesi duyulur. Anne sesin geldiği odaya yönelir. Odadaki beşiği, beşiğin içindeki bebeği ve bebeğin yanında parçalanmış bir halde duran yılanı görür. Anlaşılan o ki gelincik bebeği sokmak isteyen yılanı parçalamıştır. Etraf o nedenle kanlıdır. Anne ise bu kanın nedenini anlamadan gelinciğe saldırıp, oracıkta öldürmüştür”.

Önyargının insana neler kaybettirdiğini bu hikâyeden ders alarak daha iyi algılamanın bilincinde olmalıyız. Hayatımızın her safhasında bizi peşin hükümlü olmaya iten bu hayalperest kavramdan uzaklaşmanın yolu nedir derseniz; aklımızın derinliğini hiç kimsenin bozmaya gücü yetmeyeceği bir biçimde şuurlu, samimi ve Mevlana’nın dediği gibi “Hoşgörülü, hiç kimsenin kinini yüreğinde tutmayan, merhem ve mum gibi olup iğne gibi olmayan, bir kimseden bize fenalık gelmesini istemiyorsak, fena söyleyici, fena düşünceli olmamayı, hayrı ve iyiliği söylemeyi yaşantımızla göstermeliyiz. Çünkü gönülden dile yol olduğu gibi, dilden de gönüle yol vardır.

Eğer söylediklerimize, düşüncelerimize, duygularımıza, davranışlarımıza, alışkanlıklarımıza, değerlerimize, karakterimize dikkat etmezsek bunun kaderimize dönüşeceğini unutmayalım. Bu kelimelerin baş aktörünün önyargı olduğunu da asla aklımızdan çıkarmayalım.

Öyleyse, karşımızdaki insanın ne yapıp ne yapamayacağını müneccim gibi bilircesine niyet okumanın ve önyargıda bulunmanın, rüzgârın peşinden koşar gibi koşmanın, Donkişot olmanın bir anlamının olmadığını bilelim.

Ve özümüze söz verelim. Kendimizi geliştirmeye, dostların eleştirisine, kaygılanmayacak kadar geniş yürekliliğe, kızgınlığa kapılmayacak kadar sabırlı, bozguna uğramayacak kadar güçlü ve üzüntüye kapılmayacak kadar mutlu olmaya, atomu parçalamaktan daha zor olan önyargılardan arınmaya söz verelim. Verelim ki huzurlu bir hayatımız olsun.

Doğruluğun kapısını bizlere aralayan,  dostlara selam olsun…

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.