Yukarı Çık
Reklam Alanı 018 Metehan Ceylan 15 Temmuz

Kıyamete Uzatmalar Oynanıyor

24 Aralık 2017 Pazar 21:50:59
194 kez okundu.

       Yeni Dünya Savaşı'nın ayak sesleri iyice belirmeye başladı. Daha önceki yüzyıllar üzerinden benzetmeler yaparsak; elçilerin gelip gitmeleri neredeyse tamamlandı. Bayrak altındaki sömürülen de demek istemiyorum ama piyon milletlerin öncü olarak çarpışmaları yaşanılıyor. 

       Rakipler birbirlerini tartmaya devam ediyorlar. Günümüzde ise; yeni bir Dünya düzeninin kurulması gerekliliği ayan beyan ortada. Eskinin süper güçleri, emperyalist bakışından vazgeçmek istemiyor ve saldırgan tutumlarına devam ediyor.

       Bir bakış ile bunu Fransız Devrimin'den sonra ayakta kalmaya çalışan Alman, Avusturya- Macaristan, Rus ve Osmanlı imparatorluklarının akibetine benzetebiliriz. Birinci Dünya Savaşın'da biz dahil olmak üzere eskilere kazanmak ve sofrada yenilmemek için mücadele etmiştik. 

       İkinci Dünya Savaşı'na bakalım. Yine Almanya başı çekerek Japonya ve İtalya'nın imparatorluk aşkları yeni bir düzen kurmaya çalışmışlardı.

      Bugün ise; "Dünya'nın 5'ten büyük" olduğunu kabul ederek yeni bir arayış içerisindeyiz. Zira geniş bir perspektif ile bakarsak yalnızca Birleşmiş Milletler Cemiyeti üzerinden değil; global olarak dünyanın hemen her yerinde köklü bir yaşamsal devrimin ihtiyacı olduğunu göreceğiz.

      Ne yazık ki; diğer tüm Dünya Savaşları'nın çıkma sebebi de aynı ihtiyaca dayanmaktadır ve bu savaşın başlamasını sağlayacak olan yeni Hitler gibi saldırgan liderler koltuklarına yerleşmiş durumdalar. 

       Bu kişilerin makamlarına gelmeleri tuhaf bir rastlantı mıdır yoksa bilemediğimiz "derin aile" üyelerinin kurgusu mu ayrı komplo teorileri olabilir. Ancak; başta Trump, Kim ve Netanyahu gibi doğudan batıya hatta Avrupa'da başlayan aşırı sağ hükümetlerin kurulması taşların yerli yerine oturmasını sağlamaktadır.

       Bir çok devletin bu akibeti gördüğü aşikardır. Bilindiği gibi son dönemdeki savunma sanayi içerisindeki adımlarında altında şahsen bu öngörünün nedeni ile olduğunu düşünüyorum. Bir başka hükümet olsa bu derece konuya eğilir miydi tartışılır, ancak hükümetimizin yanıldığı kanaatinde de değilim.

       Zira Kıbrıs harekatı döneminde müttefiklerin yardımlarını yoğun olarak hissetmiştik. Şimdi ise; şükürler olsun ki; kendi imkanlarımız ile mücadelemizi zaten verebilecek düzeydeyiz. 

       Yaklaşan bu kıyamet senaryosu için; artık ufak bir kıvılcım beklenilmektedir. Yangına hazır olduğunu düşünen devletler; Ortadoğu'da ateşi körüklemeye Kudüs üzerinden başladılar. Daha doğu'da ise; Çin ile karşılaşmamak için ilk ateşi Kuzey Kore'nin yakmasını bekliyorlar. Zira Çin hükümeti birkaç ay önce; K. Kore'yi ilk saldıranın kendisi olmaması halinde savunacağını açıkça belirtmişti. 

       Türkiye olarak bizlerin yaklaşımını ise; hem böyle bir savaşı istemediğimizden (akacak kanın çoğunun Müslüman ve mazlum halklar olduğunu biliyoruz) hem de henüz yeterince de hazırlıklı olmadığımızdan dolayı Abdülhamit Han'ın idare taktikleri ile süreci uzatmaya çalışıyoruz. Bunu yaparken de; pozisyonumuzu özellikle İslamiyetle ile mazhar olduğumuz andan itibaren üstlendiğimiz ümmet koruyuculuğumuzu da yeniden hatırlıyor ve dünyaya hatırlatıyoruz.

      Bu belki de ilerisi için en kritik hamlemiz olmuştur ve bunu istikrarlı bir şekilde akılcı politikalar ile koruyabilmeliyiz. Bunun içinde; 2019'u ayrıca unutmamamız gerekliliğini de belirtmek istiyorum.

     Yazımı Albert Einstein'ın şu cümlesi ile bitirmek istiyorum; 

                                   "3. Dünya Savaşı'nı bilmiyorum ama 4. Dünya Savaşı'nda taş ve sopalar kullanılacak"

     Allah ne bizlere ne de evlatlarımıza o günleri yaşatmasın...

 

       

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.