Yukarı Çık
Reklam Alanı 018 Metehan Ceylan 15 Temmuz

Söylenmeyen 15 Temmuz – Kudüs (Şimdi başlamadı)

11 Aralık 2017 Pazartesi 23:07:30
258 kez okundu.

            Tıpkı 15 Temmuz’un bugün hesaplaşması olmadığı gibi kadim Kudüs için yaşanılanlar da bugünün çatışması değildir.

           Gerçeği görebilmemiz için öncelikle hangi zamanda yaşadığımız hakikatini bilmemiz gerekiyor dostlar. Tarih kitaplarımız der ki; Fatih Sultan Mehmet Han Konstantineyyi İstanbul ettiği zaman Ortaçağ bitmiştir. Kısmen doğru diyelim. Zira yaşadıklarımıza bakın ki; hala Firavun dönemi karanlık çağlardayız.

           Süslenmiş “Modern, Barış dolu, Demokratik, Çağdaş, İnsan haklarına Saygı” tanımları neredeler… Bu söylemler değil midir ki; milyonlarca insanın hatta açık ve cesur olalım Müslüman’ın ölmesine, birbirleri tarafından öldürülmesine sebeptir.

           Şimdi kendimize tekrar soralım; hangi çağı yaşıyoruz?

            ----------------------------------------------------------------

            Bu bölümü bir kenara bıraktık diyelim ancak bırakamayacağız da tam olarak. Esas konumuza doğru yol almaya çalışalım. Dünya haritasına bir göz atın arkadaşlar. Bugün yukarıda belirtilen bütün tanımların gerçekleştirileceği vaadi ile milleti ile boğuşturulan topraklara bakın. Tek tek işaretleyin. Göreceksiniz ki; Myanmar ve Sincar – Uygur bölgesinden başlayarak; Afrika’nın bir diğer ucuna kadar uzanan geniş bir yay göreceksiniz. Yine ne kadar rastlantıdır ki; bu Demokrasi ve Barış ile müjdelenmiş hat üzerinde yaşayan halklar Müslüman’dır.

            Dönemler ne kadar da karanlık hale geliyor değil mi? Ama hani biz Modern, Uzay Çağındaydık. Ortaçağ nereden çıkıyor şimdi!

      Tüm bu halkların yaşadıkları zulmü, katliamları düşündüğümüzde göreceğiz ki; 15 Temmuz da yaşadıklarımız ne bir sondu ne de şimdi başlayan bir mücadele. Binaenaleyh; bizler ne o şer günü, ne Arakan’ı ne de Kudüs’ü birbirlerinden ayrı ayrı düşünebiliriz. Her biri daha geniş bir yolun kilometre taşlarıdır ve harfiyen uyulmaktadır da.

            (Hay Hak! Göklerden gelen de bir karar vardır elbet)

            Peki bunca felaket neden yalnızca Müslüman halkların başına geliyor dediğimiz de; hepimizde biliriz ki birlik ve inanca bağlılık kalmadığıdır.

            Açık olalım; ne zaman ki Müslümanlar lider halkını, liderini kaybetti, işte o zaman zalimin emperyalist çevrelerin hedefi haline gelmiştir.

            Birçoğunuzun bildiği Yahudi Başbakanının dediği bir cümle vardır ki; açıkça durumumuzu ifade eder.

            “Bu ümmet uyuyan bir ümmettir.” Der.

            İşte her şey bu kadar açıktır. Elbette ki; Hilafetin hâkim olduğu dönemde dahi İslam ülkeleri yine bir arada tam olarak değildi. Ancak bugüne kadar ki gibi; bir yıkıma da uğratılmadığı da hakikattir.

            Bu yazıdan zinhar Hilafet isteniliyor manası da lütfen çıkarmayınız. Zira bende kendime “içimiz temiz” diyenlerdenim. Fakat aklı selim düşündüğünüzde; ihtiyacın bu olduğunu göreceğinizi tahmin ediyorum.

            Türkiye Cumhuriyeti olarak; sürdürülen bu hain global plana karşı ciddi bir kale konumundayız ve 15 Temmuz ve benzerlerini yaşamamızın sebebi işte budur arkadaşlar.

            Tarih bizlere belki yine 15 Temmuz’lar yaşatacak; belki yine bir Sevr ile karşılaşacağız gelecekte. Bunlar farklı isimler ile geçmişte de yaşanmış gerçeklerdir.

            Çelebi Mehmet bir Mustafa Kemal değil midir?

            Nizamülmülk'ün katli de; bir 15 Temmuz değil midir?

            Lakin bilinmelidir ki; Sevr’in karşısına da Antep dikilmiştir. İzmir kurşunu sıkmıştır. Geldikleri gibi de gitmişlerdir.

            Zira Hak her daim doğru olanladır.

 

          

 

 

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.