Yukarı Çık
Reklam Alanı 018 Metehan Ceylan 15 Temmuz
Osman Çınar

Osman Çınar

Başlığı okumanızın hemen ardından; sizlerden şu sıralar popüler bir şekilde ortalarda dolaşan

Söylenmeyen 15 Temmuz - Kiminle Savaşıyoruz?

6 Aralık 2017 Çarşamba 22:06:14
174 kez okundu.

Başlığı okumanızın hemen ardından; sizlerden şu sıralar popüler bir şekilde ortalarda dolaşan “İşte bakın belgeleri açıklıyor” gibi bir beklenti içerisinde olmamanızı rica edeceğim. Bahsi olunan asıl amacım yalnızca; siyaseten ve uluslar arası kullanılan diplomatik adap kuralları içerisinde yetkililerin dile getiremediği, içinde bulunduğumuz dönemin adını ve nereye doğru yol aldığımızın gerçekleri hakkında düşüncelerimi açıklamaya çalışacağım küçük dünyamın dar penceresinin perde aralığından.

Açık ve net bir şekilde yalnızca 15 Temmuz ile değil, Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte başlayan hatta evveliyatı Anadolu’ya girişimize kadar götürülebilecek bir “savaş” dönemi içerisindeyiz. Ki bunu liderlerimiz de belirtiyor “2. Kurtuluş Savaşı” tanımıyla.

Peki savaşın karşı tarafı kim veya kimler?

Cevap; Batı .

Bu kadar basit mi ve kısa mı acaba? Biraz öyle, biraz da hayır. Biraz daha isimlerini ortaya açıkça koyarak; ufuk açsak, diyeceğiz ki; Amerika ile savaş halindeyiz. Biraz daha geriden bakışımızı alırsak;  DEAŞ denilen örgüt ile mücadele bahanesine hangi ülkeler var. Onlara bakalım. Cevap orada ve onların her birinin ayrı ayrı savaşımızın karşı tarafında durduğunu göreceğiz. Onların isimleri yazmaya kalkarsak da; önümüzdeki kağıtta dünyayı bir tarafta bizi diğer tarafta göreceğiz.

Peki öyle mi? Biz yine cevabımızı tarihe bakarak alalım.

Birinci Dünya Savaşı içerisinde nasıl Birleşik Krallık ile birlikte; çevresinde birçok ülke ve milletten ordulara karşı mücadele edildiyse; bugünde hem Amerikan bayrağı hem Rus, hem de İran bayrakları altında bize karşı savaşan ve/veya savaşmaya hazır olan yönetimler ile savaş halindeyiz. Milletler ifadesini özellikle kullanmıyorum. Zira yönetimler savaşların tetikçileridir. Halk liderlerin peşinden gelir sadece.

Peki biz. Bir önceki yazımda da belirttiğim hususu ısrarla yinelemek istiyorum; milli konularda halk liderinin peşinden gitmek ile yükümlü ise (ki öyle); karşımızda duran yönetimler nasıl halklarını bizlere karşı empoze ediyorsa; biz de ensar millet olarak, yüzlerce yıllık imparatorluk bilinci genlerinde olan millet bakışı ile duruşumuzu daha dik ve kenetli olarak göstermeliyiz.

Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “dahili ve harici düşmanlar” yoklar mı? Varlar. Peki bu mücadelede Ulu Önderin mücadele arkadaşları kelle koltukta yanı başındayken idealleri topyekün hem fikir şekilde aynı mıydı? Elbette ki hayır. Ama hepsinin inandığı gerçek; her şeyden önce vatan, millet ve ümmet sevdası için mücadele idi.

Dikkatiniz çekerim; Kurtuluş savaşı içerisindeki birçok yol arkadaşı ile savaş sonrasında birlikte olduğu gibi, ayrıldığı kahraman arkadaşları da vardı. Bunun bir tek izahı var. Vatan sevdası. Bu sevda hepsinin ortak ve bir araya getiren duygusu idi.

Bugüne geri dönersek; evlerimizde sakin bir şekilde oturarak; televizyonlar ve bilgisayarlar önünde yaptığımız yorumlarımızı yaparken süren; temeli ortaçağ zihniyeti olan bir 21. Yüzyıl savaşı yaşıyoruz.

Bu savaşta artık silahlar mermi ile doldurulmuyor. Zira bu millet onun önünde durmayı gayet iyi bilir ve onlarda bunu biliyor. Bu nedenle; para ve fitneyi yeni silah amacı ile kullanıyorlar yine topyekün yine her bir taraftan. Korktukları ise; “Türkler uyandı ve ayağa kalkıyor” resmini artık net bir şekilde görüp; mani olamamalarıdır.

“ve birden bire ani bir şekilde bu önemli konuları kenara atıp; (kara mizah besleyerek içimde) yazımı hızlı bir şekilde bitiriyorum; zira çok sevdiğim dizimin saati geldi. Birileri bu konuları konuşur konuşur durur, bir şekilde çözülür her şey. Biz ancak konuşalım işte. Boşverin siz bunları “

Son paragraf içinde bulunduğumuz çöküntünün kendisini resmediyor işte dostlar.. Zira affınıza sığınarak dizi izlemediğimi de belirtmek isterim. Derin tarihten ve kültürden uzaklaştırılan nesil yetiştirilmeye çalışıyor. Bunu da görmemiz gerektiğini belirmektir niyetim.

 

Sözün sözü; savaştığımız dünya değil; biz kendimiz ile aslında savaş halindeyiz. Ne zaman ki sanal yaratılmış benliğimizi silip özümüzü görürüz; işte o zaman zafer muhakkak bizdedir.

Saygılarımla;

Osman ÇINAR

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.