Yukarı Çık
Reklam Alanı 018 Metehan Ceylan 15 Temmuz
Osman ÇINAR

Osman ÇINAR

Yıl 2002. Henüz yirmili yaşların başındayım. Siyaset hareketli. Arayışlar, koalisyonlar, seçim…

15 Temmuz Ve Gençler

6 Aralık 2017 Çarşamba 23:04:39
142 kez okundu.

Yıl 2002. Henüz yirmili yaşların başındayım. Siyaset hareketli. Arayışlar, koalisyonlar, seçim… Tam bir siyasi festival havası var. Askere henüz gitmemiş bir genç olarak; tüm siyasi partilere, Başbakanlığa ve hatta Cumhurbaşkanlığı’na “ilgili makama” diye giriş yaparak; bir sayfayı biraz geçkin bir metin gönderiyorum.

Hepsine ulaştırılan aynı yazı. Ülkenin yönetimsel durumu, siyasi çekişmeleri, hesapları, beklentiler ve naçizane öneri cümleleri…

Şimdi düşünüyorum da; onca konu ortadayken ve süre geliyorken; iki sayfayı bile dolduramamış bir yazı yazmış bu genç. Az değil mi?

Ancak bugün bir başka yazı, hatta yazı bile değil röportaj okudum da; bu röportaj nedeni ile gencin düşünceleri geldi yeniden aklıma. Ülkemizin hatta bilim dünyasının saygın karakterlerinden bir hocamızın bu röportajından bir cümleyi sizlere söyleyeyim.

“ İdeal yönetim monarşidir. Yani bir kişi veya grup olacak.”

Röportajımızın özü bu cümle. Alt metinlerinde ise; bu düşüncenin dayanağı eğitim ve kültür anlayışı.

İşte o dönemde anlatılan konunun temeli ; hocamızın cümlesinin ta kendisi. Ancak şimdi 15 Temmuz tecrübesini yaşayan bir milletin evladı olarak düşünüyorum da; bu kişi veya grup kim veya kimler olacak. Demokrasi denilen olgu ve 100. Yılına çok az kalan Cumhuriyetimiz, bize kaç tane Mustafa Kemal Atatürk gibi her millete nasip olmayacak değerleri getirebilir. Bunun yolu ne olmalı?

Veya demokrasi denilen bakış; kaç tane Menderes ve Özal’ın harcanılıp yitirilmesine neden olur. Biz bu kelimeyi anlamaya uğraşmalı mıyız yoksa kendimiz bir şey mi ortaya koymalıyız?

Tarihimizin ”gerileme” dediğimiz dönemlerinde Genç Osman katli vardır meşhur. O zalim olaydır ki; padişahlık gibi dokunulamaz bir mevkiinin artık dokunulabileceğini göstermiştir ve ardından reform yapmak niyetinde olan her sultanın katlinin rahatlıkla gerçekleşebileceği görülmüş ve artarda tarih sayfaları bu lekeleri tekrarla yazmaya başlamıştır.

Şimdi bakıyoruz; yıl 2016. Yine aynı zihniyet oyununu oynamaya başlamış. Fakat “Bir millet uyanıyor” denir ya hani; işte o millet bu sefer; bir bedene değil, bir gruba değil, bir mülke değil; o millet, vatanına, istikbaline karşı çıktı ve 17. Yüzyıldan süre gelen bu zulme dur dedi.

Rus generaller arasında şu sıralar Irak – Suriye harekatlarımız ile ilgili bir söz olduğunu duydum; “Türkler artık hiçbir yere gitmezler. Çünkü kanları bu topraklara deydi.” diye.

İşte Rus’un dahi bildiği bu gerçek 15 Temmuz günü yine ortaydı ve dünyaya mesajını çoktan verdi. Biz yeterince dışarı anlatamasak da, anlaşılmadığını düşünsek de; gitmesi gereken her yere o mesaj gitti ve alternatif planlarını şu sıralar oynatmaya başladılar ve devam da ediyorlar.

Yazımı ilk konumuza da bağlayarak sonlandırmaya çalışacağım.

Milletim; vatanına ve liderine yüzyıllardır sahip çıkan inançlı bir birlik. Benim ve geleceğime, çocuklarımıza yön verecek lider veya liderler; içimizden gelmek zorunda olduğu gibi; özellikle seçilmiş, eğitim almış, tam donanımlı ve inançlı bireyler olmak mecburiyetindedir. Bu kriterlerin tamamını ve üstün meziyetleri bir arada toplamalıdır.

Gönül ister ki; tüm gençlerimiz öyle olsun. Ancak bir çoban ile; zengin bir şımarığın oyu aynı olmayacağı gibi; gazi bir köy çocuğunun hakkı da diğeri ile aynı değildir. Millet; hak ettiği değerde eğitilmemiş ve televole zihniyeti ile yetiştirilen kuşaklar ile yol almaya çalışıyor olabilir ancak Mustafa Kemal gibi, Fatih Sultan Mehmet gibi, Alparslan gibi bir lider olsun yeter ki. Onu ve onları yetiştirebilelim. Bu millet peşinden gitmesini her zaman genlerinde bilir.

Unutulmamalıdır ki; Atatürk daima yanındaki silah arkadaşları ile anılır. Fatih, hocası Akşemsettin ve komutanları ile, Alparslan veziri Nizamülmülk ile. Bizlerde bu ekipleri bu körpe genç dimaları yetiştirmeliyiz. Adına Avam kamarası demiş hocam, biz Enderun desek ne fark eder. Yeter ki dimalarımız çıkarılsın ortaya.

15 Temmuz kahramanlığının yaşandığı günler içerisinde; bugün 20’li yaşlarından uzaklaşmış artık kırklı yaşlarına giden gencin; yedi yaşındaki kızı ile arasındaki konuşmayı ileterek;  tamamlıyorum makalemi.

Televizyonlarda bir lider görünüp ardından diğerine geçilmekte; kızım dönüp sordu.

“Baba biz A partili mi yoksa B partili miyiz diye”

“Ben A partiliyim, annen B partili olmuşuz bir farkı yok kızım, Bak biz karı kocayız. Bu günlerde A sı B si yok. Bugün liderimiz kim; Recep Tayyip Erdoğan. Başbakanımız kim… bugün yalnızca onlar var. Başka lider yok, parti yok, partizanlık yok bugünlerde.”

Ben derim ki; ibretimiz liderini alaşağı etmiş milletler olsun arkadaşlar. Onlardan dersimizi alalım. Yaşanılanların içindeyiz yeter ki şu ekrana doğru kanallardan birazda bakın.

Osman ÇINAR

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.