Yukarı Çık
Reklam Alanı 018 Metehan Ceylan 15 Temmuz
Mahmut AYDIN

Mahmut AYDIN

Batı’nın zihnine Türk denilince Müslüman kelimesi kazınacak kadar güçlü bir din anlayışı ile yıllarca gerçek adaletin bayraktarlığını yapan bir milletin torunları, mirasçıları olarak ne yapmaktayız.

YÜZLER MASKELER VE KATLİAMLARIN ORTASINDA BİZ

19 Mart 2019 Salı 16:35:23
818 kez okundu.

                      YÜZLER MASKELER  VE KATLİAMLARIN ORTASINDA BİZ

 

            Sondan söylenecek soruyu en başta söylemek istiyorum. Batı’nın tarihi kanlı vahşetlerle doludur.  

            Çok uzaklara gitmeden dünden bugüne hafızamızı bir yokladığımızda milyonlarca masum insanların kanını döktüklerini göreceksiniz. Kanlı katliamlarını yapan Batılalar zalimlikte birbirleriyle adeta yarışmaktadırlar.

            Bu gün sözde dünya gücü olan ve dünyaya hak hukuk dağıtan ABD’nin ülkenin asıl sahipleri olan Kızılderililere uyguladıkları zulümler, soykırımlar tarihin utanç levhasında kara bir leke olarak yer almaktadır. Vietnam’da hareket eden her şeye ateş eden vahşi ABD’nin vahşi insanları hızlarını alamayıp en son girdikleri her yeri ve her şeyi ateşe verecek kadar insanlıktan uzaktırlar.

            Daha dün diyebileceğimiz bir tarihte,  yine ABD’nin Irak işgalinde oradaki masum insanlara yapılan insanlık dışı işkenceler,  Batı’nın zihin dünyasının gerçek yüzünü yani kanlı, kin dolu, nefret dolu yüzünü göstermesi açısından önemlidir.

            Zengin yer altı madenlerine sahip Avustralya’ya ayak basan ve dünyanın en kibar, en nazik, en saygılı insanları(!) olarak  bilinen İngilizlerin oradaki yerli halkı nasıl katlettiklerine tarih şahit oldu. Aborjin olarak adlandırılan bu Avustralya yerlileri ki tarih boyunca İngilizler gelene kadar savaş denilen şey nedir hiç bilmemişlerdi.

            Birleşmiş Milletler'e bağlı Barış (!)Ordusu olarak gönderilen 400 Hollandalı askerin güvenli bölge diye ilan edilen yerdeki katliam,  dünyanın en acımasız katliamları olarak  tarihteki yerini almıştır.  11 Temmuz 1995'te saldırdıkları Srebrenitsa'da toplamda 8372 Boşnak katledildi. Ratko Mladic komutasındaki Sırp askerler "Türklerden intikam alma vakti geldi" (Batı’da Türk demek Müslüman demektir.) sloganlarıyla güya adaletin, güya özgürlüğün, güya insan haklarının zirve yaptığı yerde yani Avrupan’nın göbeğinde tarihin şahit olduğu en kanlı en hunharca katliamı yaptılar.

            Fransa’nın Cezayir’de milyonu aşan katliamları, Ermenilerin Hocalı katliamları, İsrail’in Filistinlilere uyguladığı zulümler, katliamlar…

            Günümüzde vesayet savaşları diye adlandırılan ve terör örgütleri üzerinden gerçekleştirilen Orta Doğu coğrafyasındaki katliamlarla caniliklerine son hızlarıyla devam ediyorlar. Modern çağın iletişim aygıtları, yüzlerindeki maskeyi çok çabuk düşürse de arsızlık ve aymazlıklarıyla masum insanların gözünün içine baka baka cinayetlerine devam ediyorlar.

            Yeni Zelanda katliamını Batı’nın bu zihin tarihi açısından değerlendirmemiz gerekmektedir. Medyamız bu hunharca katliamın ardından Batılı devlet adamları acaba ne diyecek, kendilerine yapılan katliamlarda dünyayı ayağa kaldıran insanlık havarisi, barış havarisi, adalet havarisi kesilen bu insanlar bu bir Hristiyan terörü diyecek mi diye bekleyip durdu. Boşuna beklediklerini aslında kendileri de biliyordu zira Batı başkası olunca yani Türk (Müslüman) olunca yüzlerine zoraki taktıkları maske “insanlık” maskesi kendiliğinden pat diye yere düşer ve o maskeyi oradan kimse de kaldırmaz. Çünkü savaş, kadim savaştır. Ruh köklerine kazınmış hak-batıl savaşında batılın bayraktarlığını yapmaya her daim devam edeceklerdir. Sahnede kınadıklarını kuliste öpmeye her daim devam edeceklerdir.

            Burada önemli olan soru şu: Batı’nın zihnine Türk denilince Müslüman kelimesi kazınacak kadar güçlü bir din anlayışı ile yıllarca gerçek adaletin bayraktarlığını yapan bir milletin torunları, mirasçıları olarak ne yapmaktayız. Batılalar gibi kınamanın dışında neler yapabiliriz. Atalarımızın yaptıklarını yüceltip, onlarla övünüp avunmanın ötesinde ne yapılabilir?

            Evet, yukarıda da örneklerini verdiğimiz gibi Batı bu. Kanıyla, zulmüyle, işkencesi ile, sömürüsüyle Batı bu. Peki biz kimiz?

            Bin yıllık tarihimiz bize ne söyler?

            Din bize ne söyler? Sarık cübbe ve sakalın ötesinde din bize ne tavsiye eder ve biz bu tavsiyeyi yerine getirebilme adına hangi çabanın içindeyiz? Hazırı hızla tüketip semiren hatta sömüren hayırsız evlat modundan çıkıp da ne zaman kendi emeğimiz ile değerlerimiz ile yeniden dünyaya yeni ve güzel şeyler söyleyeceğiz?

            Neyi kaybettiğini hatırla diyor, Üstat İsmet ÖZEL. Acaba biz işe oradan mı başlasak?

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.