Yukarı Çık
Reklam Alanı 018 Metehan Ceylan 15 Temmuz

BAĞLILIK / SAMİMİYET

4 Kasım 2018 Pazar 22:31:54
1369 kez okundu.

 

          Sadakat; doğruluk ve dürüstlük üzerine kurulmuş, samimi, gerçek dostluk. Sözünde durmak. Sözünü yerine getirmek ve içten kalbi bir bağlılık duymaktır.“Gülü koparmak değil, koklamaktır.” Klişe ve klasik bu tanımdan sonra asıl şuraya gelmek istiyorum. Sadakat bağlılık ise samimiyet güvenmektir.  Bizleri sevdiklerimize bağlı kılan sadakat ve samimiyet arı, duru ve karşılıksızdır. Böyle olduğu içindir ki samimi  insan sadakatinde kararlıdır. Bu bağlılık dostçadır. Bu bağlılık edep ve ahlakçadır. Bu bağlılıkta menfaat ve riyakârlık olmaz. Hele hele iyi gün dostluğu hiç olmaz. Karşılıksız sevmek vardır.

           Bu sevgide inanç, bu sevgide vatan, bu sevgide “yaratılanı Yaratandan ötürü sevmek” vardır. Varlıkta ve yoklukta bir olmak vardır. Asla dostunu ve sevdiğini dünya menfaatine tercih etmek yoktur. Bu sadakatte; insandan ikrah görse de, ikrah etmemek vardır. Buradaki bağlılık ve güvenin ölçüsü yaşadığı gibi inanmak, inandığı gibi yaşamaktır. Bu minvalde yapmacık tavırlar, gösteriş, riya, nifak ve yalana yol verilmez. Bu tür oyunlara kapalılık vardır. İçi dışı bir olmak vardır. İhanet ve hainlik yoktur. Dünya menfaati için el, etek öpmek, boyun eğmek, adam satmak hiç yoktur.

            Bu düşüncede çift taraflı kişiliğe ve iki yüzlülüğe fırsat verilmez.. Bu yüzden, gizli yüz ve kapalı kötülüğün meydana çıkması gibi bir endişeleri de yoktur. Fakat sadakat ve samimiyetten yoksun olanlar; hırsla peşinden koştukları para, mal, mülk gibi değerlere olan tutkuları, sevgi, saygı, vefa, sadakat gibi duyguları unuturlar. Bu türden insanlar hiçbir zaman mutlu olamazlar. Toplum içerisinde ne kadar itibar, mal, mülk, şan, şöhret sahibi olurlarsa olsunlar, bunlar insanların gerçek anlamda dostluklarını kazanamazlar. Sadakat göstermelerini sağlayamazlar.

            Ama bunun aksine sadık ve samimi olan insanlara da vefasızlık yapılmaz değil. Bazen söz konusu vefasızlık örnekleri sadece bireysel olarak değil, toplumsal olarak da uygulanır. Çoğu zaman toplum olarak el üstünde tutulan, övülen, sevilen, değer verilen kimseler, insanlara sundukları menfaatleri yitirdiklerinde kendilerine gösterilen saygı ve sevgiden de mahrum kalırlar. Bu sadakatsizlik örneğine hemen her yerde rastlamak mümkündür. Kimsesizler yurdu, huzur evleri, düşkünler evleri bu vefasızlığın en açık yansımalarıyla doludur. İnsanlara menfaat sunabilecek şartlara sahipken saygı, sevgi gören, el üstünde tutulan, gözlerine girilmeye çalışılan bu insanlar, gençliklerini, sağlıklarını ve çıkar sunabilme imkânlarını yitirdikleri anda öz evlatları, kardeşleri,  akrabaları da olsa, kimsesiz, ilgisiz ve sevgisiz bırakılabilirler. Onca yıllarını verip, büyük emeklerle yetiştirdikleri çocukları, yaşadıkları cahiliye ahlakı nedeniyle yaşlılıklarında annelerini, babalarını aramaz hale gelebilirler. Siyaset, kültür ya da eğitim gibi farklı alanlarda topluma hizmet vermiş kişilerin de zamanla hatıralardan silindiği bilinen bir gerçektir.

            Oysaki güzel ve şık cümlelere alışkın kulaklarımız artık işitmek için sadakate, samimiyete ihtiyaç duyuyor. Güzel sözlerin ardından destekleyici bir samimiyeti yakalamak istiyoruz. Kulaklarımız bir şeylere doydu ama gönüllerimiz buruk kaldı. Her davranışta,yaşayışta,konuşmada,kısaca yaşamın ta kendisinde odak noktada samimiyet olmayınca olmuyor.Ya yarım kalıyor samimi olmayan her neyse yada güveni sarsıyor..Samimi olunmayan her hikaye yarım kalmaya,yine samimi olmayan her sevgi yıkılmaya veya yarıda kalmaya mahkum...Samimi bulmadığımız hiçbir sözü söyleyerek dilimizi yalancı çıkarmamalıyız.Dilin yalan söylemesi bedeni de zaafa uğratmaktadır.Uhrevi güzelliklerin yok olduğu gönülde maddi varlıklar ne derece bol olsa da, bu kez iç dünyanın huzurunda derin boşluklar açar. Bu boşluklara kişinin kendisi düşer ama sebeplerini hep dışarıda arar. İnsan en büyük yenilgileri de en kıymetli kazançları da kendi kendine yapar. Asıl keşif kendini bilmekten geçiyor.

            Gönül hanelerine bol bol samimiyeti dağıtmalı. Yaptığın işte, söylediğin sözde, kalpte sadakat/samimiyet bulunmadıkça hayır aramakta bulmakta imkânsızdır. Güzelliklerin doğum yeri kalptir. Kişinin gönül güzelliği davranışlarına, sözlerine yansır. Kişinin sadakatini/samimiyetini gözlerinden anlamakta mümkündür. Hani deriz ya gözler yalan söylemez. Yalan ve nice kötü huyların yabani ot misali kaplandığı gönülde samimiyetin çimleri yeşeremez. Bu sadakat/samimiyet ki; yaşamımıza yön vermemiz için gerekli olan maddi ve manevi tüm unsurları kalpten bir istek ve içtenlikle yapmaktır. Gönlü inandığın şeylerin rengiyle kaplayıp düşünce ve duygularını da bu samimiyetle boyamaktır. Diğer türlü yarım kalır. Çünkü yapaylık ve kaypaklıktan gelen her durum sonunda kendini gerçeğin önünde bulacaktır. İnsan kendi gerçekleriyle yüzleşmeli, onlara duyarsız kalmamalı. Gerçekliğini önce kendine anlatabilmelidir ki, kendini de bir yalana inandırmış olmasın. Kendini tanıdıktan sonra olumlu ve güzel doğrultuda gelişime açık olması için tek anahtar sadakat/samimiyettir. Emanetlere riayet etmek, üzerine aldığı sorumluluğu  yerine getirmek ve görevleri ehline vermek de sadakattir, aksi ihanettir.

            Bazı insanların yaşam coşkusunu gözlerinden okursunuz. Bu yaşamak için çarpan kalbin samimi yansımasıdır. Bazı insanların sözlerine ehemmiyet verirsiniz; bu kalbinin samimiyetine bir misalidir. Bazı insanların inancını hayatının her karesinde görürsünüz; bu inancını ne kadar içten yaşadığının göstergesidir. Bazı insanlara en edebi ve süslü konuşmalarına rağmen ısınamazsınız; bu samimiyetin eksikliğindendir. Her durumda samimiyet karakterin güçlenmesine giden en pratik yoldur. Allah bizleri; sevdiklerimize, dostlarımıza ve ülkemize olan  sadakatimizden  ayrı koymasın...

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.