Yukarı Çık
Reklam Alanı 018 Metehan Ceylan 15 Temmuz

Kaşıkçı suikastı

13 Ekim 2018 Cumartesi 09:29:56
1210 kez okundu.

Cemal Kaşıkçı 2 Ekim Salı günü evlenmek için gerekli belgeleri almak amacıyla geldiği İstanbul Suud Büyükelçiği’nde hunharca öldürüldü. Korku filmlerini aratmayan yöntemlerin uygulandığı cinayet, dünyanın ana gündem maddesi. Başta Türk güvenlik birimlerinin yabacı ajans ve gazetelere verdikleri bilgiler olmak üzere, medyaya yansıyan haberlerden de anlaşılacağı üzere Cemal Kaşıkçı, Suudi Arabistan’dan aynı saatlerde iki uçakla gelen 15 kişilik tim tarafından sorgulandıktan sonra ortadan kaldırıldı.

Gündeme bomba gibi düşen cinayetin detaylarını Türkiye ve uluslararası kamuoyu gazeteci Turan Kışlakçı’nın açıklamaları ile öğrendi. Kışlakçı’nın verdiği bilgiler, mide bulandıracak cinsten. Hala teyit edilmeyen iddialara bakılacak olursa, ceset adeta dilimlenerek parçalara ayrılmıştı.

Gazetelerin manşetlerine de yansıyan gelişmelerden de anlaşılacağı üzere, Kaşıkçı cinayetinin planlı bir şekilde organize edildiği anlaşılıyor. Kaşıkçı, bilinçli olarak Amerika Suud Büyüklelçiliği’nden İstanbul Suud Büyüklelçiği’ne yönlendirilmiş. Anlaşılan o ki Türkiye de bu cinayet/kaçırılma hikayesinde önemli kilit taşlarından biri olarak seçilmiş. Şu ana kadar yaşanan tartışmalar, yapılan haberler Kaşıkçı cinayeti üzerinde yoğunlaşmış durumda. Ancak önümüzdeki günlerde tartışmayı fitilleyecek gelişme Türkiye’nin bu operasyon karşısındaki tutumu ve Suud _Türkiye ilişkilerinin alacağı seyir üzerine yoğunlaşacak gibi… Ortadoğu tandanslı Suud rejimine yakın gazeteler, şimdiden Türkiye’yi suçlu gösteren yayınlara başladılar bile. Algı operasyonunda öne çıkan söylem Türkiye’nin ‘güvensiz ülke” imajı... Türkiye, Kaşıkcı cinayeti ile Ortadoğu’nun güvensiz ülkelerinden birine dönüştürülüyor imaj olarak…

Türkiye üzerine yapıştırılan Ortadoğu kimliğine ve güvensiz ülke imajının oluşmasına karşı sadece siyasi açıklamalar yapmakla mı yetinecek? Türkiye, söz konusu bu operasyona karşı dünya vicdanını tatmin edici bir politika izlemediği takdirde, sadece Suudi Arabistan değil, ülkemiz de derin bir yara alma tehlikesi ile karşı karşıya…

Türkiye krizi başarı ile yönetiyor…

Ekonomik gerekçelerle nasıl ki Birleşik devletler sözde tepkisel açıklamalarla topa taca atmakta ise, Türkiye de benzer şekilde hareket edebilir mi? Komplo kokan ve ikili ilişkileri sabote etme ihtimali yüksek olan bir siyasi cinayette diplomatik olarak atılan yanlış adımlar sonrasında krizin faturası sanıldığından daha büyük olabilir. Şu ana kadar, hukuki tüm adımlar atılmış görünüyor. Gerekli izinler alındıktan sonra arama ve inceleme soruşturması başlayacak. Uluslararası kamuoyunu tatmin etmeye yönelik olarak yapılan siyasi açıklamalar, kriz yönetimi konusunda proaktif adımlar atıldığını gösteriyor. Bunlara ilave olarak Suud rejimi ile Türkiye arasında söz konusu kaçırılma/suikastı aydınlatma konusunda ortak bir çalışma masasının kurulması çabaları, krizin iki ülke ilişkilerine zarar verilmesine ilişkin olası hesapları/beklentileri etkisiz kılacak cinsten. Türkiye, bir bütün olarak, bütün boyutları ile kriz sürecini hem ulusal hem de uluslararası kamuoyu nezdinde yerli yerinde adımlar ile etkili biçimde yönetiyor.

Türkiye hesapsız atraksiyonlar ile ülke imajının üzerine çöreklenen bu uluslararası gündemin en önemli kriz hamlesini bütün boyutları ile safdışı etmek gibi açılımlar gerçekleştiriyor. Türk istihbaratının ve güvenlik birimlerinin uluslararası medyayı yönlendiren/besleyen bilgiler ve görüntüleri el altından servis etmesi, Türkiye’nin bu alanda olası kriz beklentilerine karşı nasıl bir profesyonel sistem dahilinde çalıştığını göstermesi bakımından önemli. Entelektüel sermaye olarak istihbaratın/güvenlik birimlerinin ortaya koyduğu bu performans şu ana kadar büyük bir başarı ile yürütülmeye devam ediyor. Amerikan istihbaratı CIA’in elindeki verilere ve Kaşıkçının olası bir suikast ve kaçırılma tehdidine rağmen, Kaşıkçı’nın İstanbul’a yönlendirilmesi ne tür hesapların olduğunu anlamamız açısından dikkate değer olmalı.

Amerika Suudileri sağmaya devam edecek…

Kaşıkçı operasyonu ile görünen o ki şeytanlaştırılan ve giderek yalnızlığa itilen bir Suud rejimi sözkonusu. Düne kadar ekonomik açıdan sömürünün elverişli şartlarını oluşturan Batı medyasının Veliaht Prens Selman’la ilgili olarak onu suçlayan haberlere yoğunluk vermesi Suud rejimini hem içeride hem de dışarıda daha da köşeye sıkıştıracak gelişmelerin habercisi sayılabilir. Ekonomik gücünün yanısıra arkasına ABD desteğini alan rejimin, böylesine bir aleni cinayete kalkışması Suud hanedanı açısından tehlike çanlarının çaldığını gösteriyor. Suud rejimi bu saatten sonra ayakta kalmak için daha fazla ABD desteğine ihtiyaç duyacak gibi. Böylesine bir ihtiyaç karşılığında ABD’ye ne tür ödünler verildiğine yakından tanık olacağımız günler çok yakın. Anlaşılan o ki Trump Amerikası, stratejik akıl yoksunu Suud rejimini sağmaya devam edecek…

Suud rejiminin İstanbul başkonsolosluğundan yaşanan bu cinayetle ilgili olarak, şu ana kadar ikna edici bir dil kullanmaması, dahası inkar diline yapışması krizin giderek derinleşme emaresi gösterdiğine işaret ediyor. Krizin derinleşmesi ile birlikte İslam dünyasının Mekke ve Medine gibi büyük Müslüman dünyasının kalbi olarak nitelendirilen kentlerine sahip olan Suud rejiminin İsrail ile yürütüğü işbirliği şimdilerde büyük bir tartışma konusu haline gelecek. Veliaht Prens Salman’ın İsrail’le yakın ilişkileri/ muhaliflerini Mossad benzeri yöntemlerle ortadan kaldırması içeride daha da artan bir muhalefet yükselişi ile karşılaşabilir. Suud rejimi, İsrail ve ABD işbirlğinde, İran karşıtlığı üzerinden yanına Mısır, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeleri alarak Ortadoğu denkleminde, bölgeyi paylaşma konusunda anlaşan Rusya ve Amerika’nın işini daha da kolaylaştırmış görünüyor. İslam dünyasında, küresel güçlerin hesaplarını devre dışı bırakacak işbirliği ve ortak hareket etme esasına dayalı yöntemler yerine, küçük krizler üzerinden daha da parçalanmayı tetikleyecek gelişmelerin yaşanması küresel güçler için büyük fırsatlar anlamına geliyor. Suud rejimi bölgesel sömürünün araçlarını etkili biçimde kulllanan Amerika ve Rusya’nın hedeflerine uygun bir politika izlediğinin farkında mıdır? İsrail ve ABD çizgisine teslim olan Suud rejiminin İran düşmanlığı üzerinden bölgesel denklemde İran’a karşı üstünlük kurma ve Şia eksenini ortadan kaldırma politikası ters tepebilir. Yerle yeksan olacak olan burada sadece Suud hanedanı ya da rejimi değil, İslam dünyasının tamamı bu yanlış politikadan hiç olmadığı kadar zarar görebilir.

İslamofobia ve kaşıkçı cinayeti

İslam ile terörü bağdaştıran Batı dünyasının İslamofobia algısı uluslararası alanda büyük bir destek görmüş oldu bu cinayetle birlikte. Muhaliflerini akıl almaz vahşi yöntemlerle ortadan kaldıran İslam dünyasının gözbebeği hükmündeki bir ülkenin sadece muhalifleri cezalandırmakla kalmadığı aynı zamanda İslam ile terörö bağdıştıran İslamofobiayı da devlet terörü olarak nitelendirilebilecek cinayet ile nasıl beslediği daha net biçimde görülmüş oldu.

Kaşıkçı suikastı tüm dünyanın ilgisini ve merakını İslam dünyasına çevirmiş durumda. Bu aşamada uluslararası kamuoyunu ikna edici ve sorunun çözümünde Suud rejiminin işbirliği ve dayanışması sağlanmadığı takdirde, kriz sadece Suud hanedanın üzerine değil., tüm islam dünyasının üzerine yıkılmış olur. Pragmatist Batı için bu kriz fırsata dönüştürülmek için bir uygun zemin gibi görünebilir, ama Müslümanlar için bu cinayet aynı zamanda bir onur meselesi. Türkiye bu nedenle Suud rejiminin bu akıl yoksunu operasyonu karşısında iki yönlü bir tehdit ile karşı karşıya. Bir boyutuyla ekonomik sorunlarla boğuşurken bir cinayet üzerinden gereksiz yere ikili ilişkileri baltalama ihtimali olan bir krizin üstesinden gelmek, ikincisi ise cinayeti tüm ayrıntıları ile aydınlatarak üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmek suretiyle Müslümanların onurunu kurtarmak….

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.