Yukarı Çık
Reklam Alanı 018 Metehan Ceylan 15 Temmuz
Murat BUĞRA

Murat BUĞRA

Yazmak, fikir üretiminde bulunmak, dahası yazılıp çizilen düşünce kırıntılarının salt yazma fiiline işlerlik kazandırmak gibi kuru ve amaçsız bir minvalde dolanıp durmak tasvip edilebilir bir şey değil. Kör bir kuyudan farkı yoktur bunun, kuyuyu ha taş ve toprak yığınları ile doldurmuşsunuz, ha havada asılı kalan ve bir istikamet kazandırmışsınız işe yaramaz kelime ve cümlelerle…

İnsanca bir yaşama çağrı…

9 Ekim 2018 Salı 13:30:50
971 kez okundu.

Vira bismillah…

Yazmak, fikir üretiminde bulunmak, dahası yazılıp çizilen düşünce kırıntılarının salt yazma fiiline işlerlik kazandırmak gibi kuru ve amaçsız bir minvalde dolanıp durmak tasvip edilebilir bir şey değil. Kör bir kuyudan farkı yoktur bunun, kuyuyu ha taş ve toprak yığınları ile doldurmuşsunuz, ha havada asılı kalan ve bir istikamet kazandırmışsınız işe yaramaz kelime ve cümlelerle…

Düşünce üretimi asil bir misyonu ifade etmelidir. İçinde yaşadığınız sorun alanlarına göndermede bulunan ve bunların çözümünü mümkün kılan bir yol güzergahı üzerinden kalem oynatmaktır bunun adı. Önünüzü, arkanızı, sağınızı ve solunuzu alabildiğine derinliğine görebilmelisiniz, ufkunuzla bir yanınız doğuyu bir yanınız batıyı, diğer yanınız ise kuzey ve güneyi düşünce çemberinin içine alabilmelidir. Bu sayede ancak evrensel ve doğrularla yerel sorunlar arasında köklü ve yapıcı köprüler inşa etmeniz mümkün.. Sahip olduğunuz bakış açısının genişliği /evrenselliği hem sizi hem de yakın ve uzak çevrenizi ancak bu şekilde gerçek ve sağlam bir limana ulaştırabilir.

Voltaire haklı olarak, içinde bulunduğu ilmi faaliyetleri için şöyle demekteydi, “Eserimin ilk olarak insanlığa katkısı nedir diye bakarım, sonra içinde bulunduğum medeniyete, sonra ülkeme, en son bana katkısı nedir diye sorgularım…”

Bir eser bir kitap da olabilir, küçük bir makale de… Voltaire’in sıralaması görece bir filozofa ait düşünce ve anlayış yüksekliği olarak da değerlendirilebilir. Ancak, böylesine evrensel insan iyiliğini merkeze alan bir çıpanın Voltaire’i kendisi yapan değerlerden bağımsız biçimde ele almak mümkün müdür? Batı’yı pek çok açıdan eleştirebilir, vahşi bir kapitalizmin dünyayı ve insanlığı sömüren hegemon bir güç olarak kıyasıya değerlendirebilirsiniz. Batı’nın güçlü bir medeniyet telakkisi ortaya koymakta sağladığı başarı için söylenmesi gereken şudur: Batı medeniyetinin başarısı fikir ve özgürlükler konusunda ortaya koyduğu çıpa ile de yakından ilgilidir.

Katılmasam da Michel Focault, konu hakkında daha kapsayıcı bir analiz yapıyor. “Doğu’da Dalkavuk kültürü egemendir” diyor Focault, sonrasında ise şöyle devam ediyor, “Onun için eleştiriel düşünce gelişmemiştir’… Bireysel/grup/cemaat/parti çıkarlar temelli yaklaşımlarımızı bu iki Batılı filozofun düşünce dünyası üzerinden çıplak bir vicdanla tartmak için çok zamanımız kaldığını düşünenlerimiz olabilir ama benim kanaatim o yönde değil ne yazik ki…

Zordur yazmak, cesaret ister, hele hele genel ülke siyasetinin ve kültürünün müsaade etmediği dönemlerde yazmak, kallavi bir yürek ister. Çapraşık yollardan bir gerçeği bütün boyutları ile analiz etmek için farklı yol ve metodlar geliştirmek gerekir bunun için. Yeterli midir, değildir, ama bir şeydir, küçümsemeye gelmez… Bu sayede artarak gücünü ve etkisini artıran bir kar topu yumağına dönüşmek ve devasa bir çığa yol açmak mümkündür. Bir adım atmak gerek bunun için. Küçük bir adım…

İnanıyorum ki, gerçeğin kozasında büyüyen ve gelişen bir düşünce iklimi besleyici bir gıdaya evrilmek gibi bir kaderle maluldür. İpin ucunda samimiyet ve ortak çıkarların devşirilmesi söz konusu olunca, cesaretle ileri atılmak, tünelin ucundaki ışığı yakalamada yol gösterici olabilir. Özeleştiri gerçeğin pusulasıdır. Gerçeklik bandında dolaşmak, bireysel ve toplumsal kollektif şuurla hareket etmek ancak bu şekilde mümkün olabilir. Fırtınalı denizlerden kurtulmak da, toplumsal travma ve savrulmaları en azami kayıplarla savuşturmak da özeleştiri kültüründen geçiyor.

Özeleştiri sayesinde kollektif ruh harekete geçerek, bir denetim mekanizması oluşturabilir, sağduyunun egemenliğini temin edebilir. Ancak özeleştiri için açık bir toplum ihtiyacı had safhadadır. Açık ve demokratik bir toplumda tüm fikir ve görüşler en ufak bir kısıtlamaya maruz kalmadan ifade edilebilir olmalıdır, toplumsal muhalefet ve azınlıkların kendilerini ifade edebilecekleri siyasal ve kültürel tüm mekanizmalar işlevsel biçimde çalıştıkça da, medeniyet alanında büyük ilerlemelerin görülmemesi mümkün müdür?

Özeleştiri sayesinde insan ancak salim limanlara kapak atabilir. Hem birey için bu böyledir hem de toplumlar için. Bu nedenle özeleştiri kültüründen yoksun kapalı bir toplumda ne düşünce tohumları ekilebilir, ne de dünya ile rekabet etmede bilim ve teknolojinin başat bir güce dönüşmesi sağlanabilir.

Benzer şey ekonomi için de geçerli değil midir? Demokrasi pergeli ile ekonomik dinamizm arasındaki ilişkiyi öngörmek için teknik anlamda bir ekonomi bilgisine ihtiyaç yok. Evrensel yasadır, demokrasi ile ekonomik güç arasındaki ilişki doğrusaldır. Tüm teknik müdahalelerden vareste tutulmak kaydıyla, darboğazları atlatmak salt Yeni Ekonomi Programları açıklamakla mümkün olmayabilir. Zira ülkenin genel demokratik gidişatı ve demokrasi karnesinin aldığı seyir de bu aşamada büyük bir çarpan pozisyonunda. Yabancı sermayeyi ve uluslararası finans çevrelerini ülkenize çekmek sahip olduğunuz özgürlükler ve demokratik çıpa ile de yakından ilgilidir de ondan.

Siyasal iklim, yargının bağımsızlığı, temel hak ve özgürlükler alanında modern dünya ile yarışmak ayrı bir şeydir. Kendi vatandaşının bir insan olarak sahip olması gereken temel hak ve özgürlükleri öncelemek ayrı bir şeydir. İkisi de aynı noktaya çıkar diye mi düşünüyorsunuz? Biri modern dünyaya ayak uydurmakla diğeri ise güçlü bir medeniyetin asıl taşıyıcısı olan büyük bir medeniyetin göstergesi olmakla eş. Medeniyetinizin bize vazettiği değerleri, temel insanca yaşam normlarını hayata geçirmek için dışarıdan bir baskıya ihtiyaç yok…Baskılar karşısında, kısmi düzenlemeler yapmak, sahip olduğunuz ekonomik daralma karşısında kimi reformları öncelemek, bunun için AB rotasını yeniden revize etmek yüksek bir medeniyetin evrensel insanlık çağrılarına yakışır mı?

İnsanca bir yaşama çağrı olsun bu yazımızın son cümlesi. Olsun zira insan yaratılmış olan en şerefli mahluk iken….

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.