Yukarı Çık
Reklam Alanı 018 Metehan Ceylan 15 Temmuz
Mahmut AYDIN

Mahmut AYDIN

Çürük meyveleri el çabukluğu ile ahiret poşetine atan adam, müşterisini kandırdığını zannedecek kadar kriz içinde mesela.

YARA DERİN YARA NEŞTERİN

1 Ekim 2018 Pazartesi 22:11:52
1683 kez okundu.

YARA DERİN YARA NEŞTERİN…

Eylemsiz söylemlerin yavanlığında eriyip gidiyor hayatımız.

Samimiyetsizliğimizi her daim bize fısıldayan vicdanımızı teskin edebilmek için, kelamın büyülü dünyasından iksirli kelimeler devşirip duruyoruz. Devşirip duruyoruz ama patinaj yapan arabalar gibi on santim bile ilerleyemeden lastiğimizi yakıp balatamızın ömrünü bitiriyoruz.  Tekerleklerden çıkan dumana, balataların o keskin kokusu karışıyor. Biz yine de gazdan ayağımızı çekmeden debelenip gidiyoruz eylemsizliğimizin dipsiz çukurlarında.

Eylemsizliğin dipsiz çukurlarından bizi kurtaracak olan şeyin samimiyet  olduğunu Allah’ın fıtratımıza kazıdığı silinmez/eskimez yazısından biliyoruz/ hissediyoruz lakin “denî” dünyanın gazına kaptırmışız kendimizi. Heva ve heveslerimizin kucağında özgürlük diye yaşadığımız esaretin bedelini, yüzü Allah’a bakan ruhlarımız çekiyor.

Azat edemiyoruz dünyayı dünyamızdan.

Hal böyle olunca modern ve bir o kadar da popüler bir kelime yerleşiyor dilimize:

Kriz…

Evet, gerçek manasıyla tam bir kriz halindeyiz.

Nefsani/şeytani dünya ile rahmani dünya arasında şeytanın en temel yasalarına boyun eğerek krizimizi derinleştirdikçe derinleştiriyoruz. Yaptığımız eylemlerin yanlışlığını bile bile,  aklımızda ve kalbimizde olan her şeyi dosdoğru ve hakkıyla bilen bir “Rabbin” varlığına rağmen derinleştiriyoruz krizimizi.

Onca ahiret ayetlerini dilimize dolamamıza rağmen salt dünya düşüyor/üşüşüyor  düşüncelerimize.

Her tarafımızda kronikleşiyor krizler. Suya sabuna dokunmayan göstermelik ibadetlerle tuz basıyoruz yaramıza lakin yara derin.

Hatta yara neşterin…

Derinleşen kriz toplumun her kesiminde zakkum çiçekleri gibi boy veriyor. Boy veren her kriz paranoyak ve manyak bir ruh haliyle toplumun bütününe sirayet ediyor. Sirayet eden hastalıklara rivayetler de merhem olmuyor.

İnsanlığımız ağır mı ağır bir kriz içinde.

Çürük meyveleri el çabukluğu ile ahiret poşetine atan adam,  müşterisini kandırdığını zannedecek kadar kriz içinde mesela.

Yüzde kırklık dolar artışını bahane edip tüm ürünlerine yüzde yüz zam yapma uyanıklığına(!)kafası çalışan fabrikatörümüz, kanadından yağ çıkardığı  asgari ücretlinin alın terine ekmek basıp yiyecek kadar azgın bir kriz içinde.

Bulunduğu makamı, gururun ve kibrin kiriyle kirleten kişi, bala konan sinek misali, debelendikçe gayyalara gittiğinin farkında olamayacak kadar kriz içinde.

Her gerçeğe  yalan her yalana gerçek diyecek kadar körleşmiş/ kutuplaşmış zihinlerin ağır faturası ha bire kabarmakta, kabardıkça da taşmakta. “İdrakimize giydirilen deli gömlekleri”  cem olma bilincimizi törpülemekte; fert olma, fırkalara bölünme krizini derinleştirmekte.

Velhasıl,

İnsanlığımızın kalp ritmi uzun zamandan beri bozuk. Bozuk ritimle eskittik değerlerimizi. “Değer” dediğimiz her şeyi dünyevi hayallerin değersizliğinde anlamsızlaştırdık.

Kronik bir krizin içinde insanlığımız, samimiyetimiz can çekişmekte.

Birileri ekonomik kriz mi, dedi.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.