Yukarı Çık
Reklam Alanı 018 Metehan Ceylan 15 Temmuz
Mahmut AYDIN

Mahmut AYDIN

Cerrahi müdahaleyle giderilebilecek bir hastalığı pansumanlarla geçiştirip durduk yıllarca.

BÜYÜK REFORM YA DA SİVRİ AKIL

17 Eylül 2018 Pazartesi 21:41:15
1297 kez okundu.

Cerrahi müdahaleyle giderilebilecek bir hastalığı pansumanlarla geçiştirip durduk yıllarca. Ağrımız sızımız arttıkça başka bir cerraha gittik, o da ilaçları ve sargı bezini değiştirdi sadece.  Yıllar hep böyle gelip geçti ve şimdi her yerimiz sargı bezi lakin iyileşen bir yaramız yok.

Kangren haline gelen eğitimimizin maalesef son hali bu. 

Eğitimimizin, Başkan’ın da dediği “büyük reform”a  ihtiyacı var. Bu reform, Bakan’ın dediği gibi  ister “sivri akılla” ister ortak akılla isterse normal akılla olsun  gerçekleştirilmelidir.  Benim oğlum bina okur döner döner yine okur anlayışını yansıtmadan, keskin, acımasız bir reform yapmak zorundayız.

Bir daha ıskalamadan, eğitim ve öğretimin tüm paydaşlarının içinde olduğu bir eğitim sistemi/reformu hayata geçmek zorundadır.

Eğitim ve öğretimin büyük yükü öğretmenlerin omuzundadır bu doğru lakin tüm yükü öğretmenlere yüklemekle bu işten kurtaramayız. Bu yükü nitelikli yöneticilerden bilinçli velilerle, sorumlu medyadan dirayetli siyasetçilerle birlikte omuzlamak zorundayız.

Bu ülkenin ayağı yere basan sosyologları, psikologları, felsefecileri geleneksel anlayışı tamamen reddetmeden ciddi bir saha çalışması yapmalı, güçlü ve zayıf yanlarımızı belirleyip ona göre bir eğitim reformu gerçekleştirmeliyiz.

Sivri akıllarla eğitimde büyük reforma soyunan devletimize sahadan acizane birkaç öneride bulunmak istiyorum.

Bilginin, bilgiyi aktarmanın, duygu ve düşünceleri sarih bir şekilde ifade edişin temelinde kelimelere hakim olmak yatar. Devlet, anaokulundan itibaren oyunlaştırılmış etkinliklerle çocuklarımıza zengin bir kelime hazinesi kazandırma düşüncesini hayata geçirmelidir. Dili zenginleştirme eylemini/etkinliğini eğitim öğretim hayatı boyunca sistematik bir şekilde devam ettirmelidir. Zorunlu eğitimi en iyimser tahminle yedi sekiz bin kelimelerle tamamlayan öğrencilerimizden sanat adına, bilim adına nitelikli eserler ortaya koymalarını beklemek hayal olur çünkü.

Eğitim ve öğretim işi bir milletin bekasıyla birebir ilişkilidir. Sırf bu yüzden ciddi bir disiplin anlayışıyla yola çıkılmalıdır. Eğitime tabi tutulan gençler devletin  müşfik yüzüyle birlikte ciddiyetini görmeli.  Ziya Paşa’nın “Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir/Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.” vecizesindeki kötek, geleneksel anlamının dışına çıkıp devletin disiplin yönünü temsil eder hale gelmelidir. Zira disiplin ciddiyettir, eğitim de ancak ciddiyetle hedefe ulaşır.

Devlet, “ağaç yaş iken eğilir” düsturundan hareketle bu ciddiyeti eğitimin ikinci kademesinden itibaren öğrencilerimize güçlü bir şekilde hissettirmelidir. Bilinmelidir ki istendik davranışları elde edebilmek için ödül tek başına yeterli değildir.

Akademik derslerinin çoğu zayıf olan, okula devam konusunda (ciddi ailevi ve sağlık sorunları dışında) sorunlu olan, olumsuz disiplin davranışlarında ısrar eden ortaokul öğrencilerine devlet, ciddiyet yüzünü göstermeli ve bu tarz öğrenciler için farklı bir eğitim öğretim alanı açmalıdır. (toplumdaki ara eleman ihtiyacını giderecek iki yıllık mesleki liseler vb.)Bu tür davranışlar sergileyen öğrenciler akademik lise okuma hakkına sahip olmamalıdır. Böylece akademik lise önündeki yığılmaların da önüne geçilmiş olur.

Akademik lise okuma hakkını elde eden öğrencilerimizin lise bir veya en geç lise ikinci sınıftan itibaren mesleki alan yönlendirmeleri yapılmalı ve “alan ağırlıklı” derslere gereğinden fazla önem verilmelidir. Örneğin, hukuk okumak isteyen bir öğrenci hukuk fakültesini kazanana kadar hukukun temel ilkelerini lise çağında öğrenmeli, tıp okumak isteyen bir öğrenci lise çağında tıbbın temel  ilkelerine sahip olmalı. On dokuz yirmi yaşında hukuk fakültesini kazanmış okuma yazma bilen  bir hukuk cahili, tıbbı kazanmış okuma yazma bilen bir tıp cahili olarak üniversiteye gitmemelidir.

Bilgi çağında geleceğe yön verecek bilim adamları yetiştirmek istiyorsak bahsettiğim sistem üzerinde düşünülmelidir.

Akademik liselerde başarı kriteri yukarı çekilmeli, 7/8 zayıfı olan bir öğrenci bir üst sınıfa geçememelidir.

Lisans eğitimi için ÖSYM’nin yaptığı sınavlar (TYT/AYT) tek ölçüt olmamalıdır. Lise hayatında sayısal öğretim ağırlıklı ders gören öğrencilerin sayısal notlarının belli oranları, sözel öğretim ağırlıklı ders gören öğrencilerin sözel notlarının belli oranları lisans eğitimi için kriter olmalıdır.

 Ez cümle, yerimiz dar.

Ortalama ve ortak bir akılla düşünüldüğünde bile eğitimin birçok derdine çözüm üretmek mümkün.

Geleceğimizin temellerine dinamit döşemek istemiyorsak, devlet sağlam bir eğitim rotası çizmelidir. Eğitimin tüm paydaşları da çizilen bu rotanın üzerinde ciddiyetle yürümelidir.

Tarihimizden, kültürümüzden, dinimizden aldığımız güçle bu topraklardaki şarkımızı geleceğe taşımanın tek çıkar yolu eğitimdir.

Bir daha ıskalamamak, treni tekrardan kaçırmamak dileği ile…

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.