Yukarı Çık
Reklam Alanı 018 Metehan Ceylan 15 Temmuz
Rasim YILMAZ

Rasim YILMAZ

Dünya tarihinde çok önemli kırılma anları vardır.

Yeni Dünya Düzeni ve Yumuşak Güç

1 Eylül 2018 Cumartesi 16:28:06
1708 kez okundu.

Dünya tarihinde çok önemli kırılma anları vardır. Bu kırılma anlarında ya tarihin seyri değişmiştir; büyük devletler güçlerini kaybederek tarih yapıcı özelliklerini kaybetmiştir veya tarihten silinmişlerdir ya da dünya yeni bir düzen çerçevesinde yeniden yapılanmıştır, yani kartlar yeniden karılmaya başlamıştır.

Bu kırılma anlarından birisi de 1648 Vestfalya Barış Antlaşmasıdır. Bu antlaşma pek çok siyaset bilimci tarafından uluslararası ilişkiler disiplinin miladı olarak kabul edilmektedir.  Her ne kadar din savaşı olarak kabul edilse de dini niteliğinin yanında siyasi niteliği de bulunan Otuz Yıl Savaşlarını sona erdiren bu antlaşma ile ortaçağ batı dünyasında kurulu olan siyasi düzen yıkılmış, devlet merkezli, güç ve güvenlik odaklı, devletlerin eşit olduğu ilkesine dayanan bağımsız devletlerden oluşan modern ve egemen devletler sisteminin temelleri atılmıştır.

Vestfalya Barışı ile ortaya çıkan bu dünya düzeni güç, güvenlik, tehdit, askeri güç kullanımı, ulusal güvenlik, devlet ve toprak bütünlüğü, ulusal çıkarlar gibi kavramların etkisi ile Soğuk Savaş sonlarına kadar devam etmiştir.

1990’lı yıllardan itibaren ise Soğuk Savaş dönemi sonrası özellikle doğu bloğunun çökmesi ve bilgi ve iletişim teknolojisinde yaşanan gelişmelere bağlı olarak yaşanan küreselleşme sonucunda Amerika Birleşik Devletlerinin hakim olduğu tek kutuplu yeni bir dünya düzenine geçiş yapılmıştır.

Yenidünya düzeni, geleneksel sistemin özellikleri olan devlet merkezli, sert güç ve ulusal güvenlik odaklı diplomatik düzen ile birlikte sivil toplum temelli, yumuşak güç odaklı yeni bir diplomatik düzeni de beraberinde getirmektedir. Yeni kurulan uluslararası sistem içerisinde devletlerin yanında devlet dışı aktörler de (NGO- Non Governmental Organizations) yadsınamaz bir öneme sahiptir. Uluslararası sistemde devletler, dış politikaya ilişkin konuların belirlenmesinde ve uygulamaya koyacakları dış politika yöntemlerine meşruiyet kazandırabilmek için sadece hükümet yetkililerinin değil aynı zamanda paydaş olarak devlet üzerinde etki gücü olan baskı ve çıkar gruplarının, sivil toplum kuruluşlarının, düşünce merkezlerinin (think tank), üniversitelerin, enstitülerin ve meslek örgütlerinin de onayını almak zorunda kalmıştır.

Devletlerin karşılıklı olarak daha bağımlı hale geldiği küresel sistem sadece aktör yapıcılarını mı değiştirmiştir, tabi ki hayır. Bununla birlikte güç kavramını da değişmiştir. Klasik diplomasi anlayışının hakim olduğu dünya düzeninde ülkelerin toprak bütünlüğünün korunması ve ulusal güvenliğinin sağlanması ülkenin sahip olduğu askeri güç ve ekonomik yaptırımdan oluşan sert güce bağlı iken kamu diplomasisinin hakim olduğu küresel yenidünya düzeninde ülkelerin kültürü, sanatı, sineması, mimarisi, müziği, eğitim sistemi, insan hakları, siyasi değerleri ve demokrasi seviyesinin bir toplamı olan yumuşak güç daha fazla önem kazanmıştır.    

Yumuşak güç diplomasisi, ülkenin sahip olduğu askeri güç ve ekonomik yaptırım gücü (hardpower) dışında sahip olduğu kültürel, tarihi ve siyasi bütün değerleri ifade eden ince güç (softpower) kullanılarak yürütülmektedir.

Türkiye, Ak Partinin iktidara gelmesi ile birlikte özellikle Osmanlı hinterlandında bulunan tarihi ve coğrafi bağlarını güçlendirmek suretiyle dış politika uygulamalarında ince güç kullanmayı esas almıştır.  Türkiye, tarihi birikimi, coğrafi zenginliği ve kültürel derinliği ile Balkanlar’da, Orta Asya’da, Afrika’da ve Orta Doğuda yürütmekte olduğu ince güç diplomasisi ile stratejik bir dil kullanarak dünya siyasetinde merkez aktör olma gayreti göstermektedir. Türkiye, makul ve ikna edici politikalar izleyerek bir yandan Avrupa Birliği üyesi ülkeleri ile şahsiyetli, onurlu bir diplomasi trafiği yürütmekte bir yandan Türki devletlerle bağlarını güçlendirmekte bir yandan da İslam coğrafyası ile tarihi ve kültürel bağlarını yeniden canlandırmaktadır. Bununla birlikte, ince güç diplomasisi ile Türkiye, aleyhinde yürütülmekte olan olumsuz algı yönetimi ve propaganda faaliyetlerini takip etmekte, bunları önlemek üzere uluslararası kamuoyuna gerçek hikayesini anlatmaktadır.

Dış politikada yürütülmekte olan bu çok yönlü siyaset Türkiye’yi bulunduğu coğrafyada cazibe merkezi haline getirerek bölgesel ve küresel bir aktör (güç) kılmaktadır.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.